izlesene.com

roman yazılmadan önce... - ___________________________________________ - Blogcu



___________________________________________

6/12/2008 - roman yazılmadan önce...

roman yazılmadan önce yaşanacak,bütün gerçekliğiyle...yaşanacak ilmik ilmik halıyı dokur gibi,sonra o halıyı görünecek gözlerinin önünde öyle kan ve canıyla,tüm renkleri ve gecelerce göz nurunun aktığı bütün sabrıyla,üzerine oturacaksın halının ve dolaşacak halı binbir diyarı,lanetlilerin diyarlarına gidecek,hırsızların,zakkumcuların,müsriflerin,şeylerin,mirlerin,özgürlük tutkunlarının üzerinden gidecek,mezarların üzerinden,denizlerin,dağların...işte öyle yazılcak roman...bir halı gibi...sonra roman görünecek ellerinde öyle kan ve canıyla,tüm güzellikleri göreceksin içinde,en çok seni anlatacak,ve gidişleri,geceleri anlatacak,kadınları anlatacak,özünden koparılmış bütün canlıları,kendine yabancılaşmış bir doğayı ve felaket salan insanların başına,bütün ölümlerimizi anlatacak,özgürlük tutkumuzu,ölüme gözünü kırpmadan giden yiğitlerimizi,düşleri nasıl ele geçirdiğimizi bend konulmaz isyanlığımızla,serdeşliğimizle...sonra zülmü anlatacak...havarlar koparmış annelerimizin çaresizliğinde içimize taş olup yerleşen o acı ağıtları,bilmedikleri yüzünden cezalandırılmış binlerce çocuğumuzu,zorunlu göç ettirilmiş binlerce hayatı...

   taş topluyorum,etrafımda sadece taşlar var,irili ufaklı,renkli renksiz yüzlerce taş var,etrafta kimsecikler yok,öğlenin kızgın güneşi var sadece...bulduğum taşları cebime yerleştiriyorum,artık iyice ağırlaşmaya başladı,cebimin bir yanı çöktü bile içine...
niye topladığımı bilmiyorum,belkide farklı yerleri birleştirmenin,farklı sesleri birleştirmenin çabası var içimde,belkide içimde bir intikam varda,bu taşlarla büyük amcaların,iyi çocukların kafasını kırmak istiyorum,belkide çok oldukları içindir,etrafımda oynayacak başka birşeyler bulamayışımdandır,günlerdir topluyorum evin arkasında topladım hepsini,bir mülteci kampına toplar gibi,insanlar gibiler,beyazı,siyahı,sarısı içiçe görünüyorlar,belki birşeyler inşa edicem sonra,bütün yapılar taştan değilmiydi,mısır piramitleri,peri bacaları,nemrut heykelleri,babil bahçeleri...günlerdir kirli dönüyorum eve akşama kadar inşaatta çalışan bir usta gibi,hemen kıyafetlerim değiştiriliyor,hiç istemiyorum değişmesini aslında,kirli kalmak istiyorum,taşların,toprağın kokusunu üzerimde atmak istemiyorum galiba,bit taş buldum,en çok onu sevdim,sanki bir şekli vardı,birşeylere benzemek istiyordu sanki,sessiz geçen bütün zamanlarından sonra,rüzgarlardan,fırtınalardan sonra en son bu şekli almıştı,doğa çizmişti onu,bir heykeltraş gibi almıştı fazlalıklarını,öylece bir insan suretine dönüşmüştü,yaşlı bir insana benziyordu renginin solgunluğundan,hüzünlü bir hali vardı,gözleri derinlerde olduğu kadar,ileriyide görebiliyordu,öyle değilmi hayat gözlerin ne kadar derinlere çökerse o kadar uzağı görebiliyorsun,ne kadar zaman aşındırırsa seni bütün fazlalıkları atıyorsun üzerinden,onu tüm taşların şahı yaptım hepsinin başına koydum,bu insan sürüleride öyle değilmiydi,başlarında biri olmadığında dağılıp gitmezlermiydi,hergün büyüyordu taş uygarlığım,farklı farklı taşlar gelip yerleşiyordu kalabalığa,kimse gelmesin bile demiyordu,işte istediğim şey buydu belkide,herkesin birarada yaşayabileceği bir uygarlık...
     
bu bir oyun değilmiş bunu çok sonraları anladım,çünkü insan aslında oynadığı oyunlarda ki rolleriyle başlarmış gerçek hayata,oyunlarda aldığı görevlerin sorumluluğu onu gerçek hayattaki sorumluluklardan hiç bir farkı yokmuş,üstesinden gelebilmişsen oyunlarda,başarabilmişsen,bütün hayatı başarırsın,oyunlarda hayatın başka bir türevi değilmiydi,sadece roller ve oynayanlar değişiyor işte bu kadar...
yanlız bazı insanlara öyle roller geliyor ki,sen acıyı oynayacaksın,sen mutlu bir prenses,sen mutsuz bir inşaatçı,sen sadakatli bir kadın,sen başarılı bir öğrenci,sen keloğlan olacaksın,sen cüce,sen dev...herkes en güzel rolü kapmak için birbirini yemekte,herkes mutluluk rolünü istiyor,oysa herkes birşeyler oynamak zorunda...

 sonunda en sonunda oldu işte,yağmurlu bir geceden sonra,mutlu uygarlığımada nuh tufanı geldi,bir sel oldu sürükledi taşlarımı,hepsi başka diyarlara göçtüler,hepsi yeni bir yaşam bulmak için dağıldılar,hepsi farklı farklı düşünmeye başladılar,sonra birbirlerini o güzel uygarlığı unuttular,yeni şahların eğemenliğinde girip yaşadılar,kimileri parçalandı,kimileri orda kaldı,hüzünlü bakışlı kralım hala ordaydı evin arkasında,hala eskisi gibi bakıyordu,yanlızca biraz daha derinlerdeydi gözleri,öyle ya daha uzakları görüyor olmalıydı,gözlerim onunkine benzedi,o koca uygarlığını kaybetmişti benim gibi,onu cebime koydum yürümeye başladım,yağmur dinmişti gökkuşağı çıkmıştı,gecelim dedim gök kuşağın ardından,geçtik sonra olan oldu,ben taşa dönüştüm o insana...uzun sakallı bir pir olmuştu,cebinde bir çocuk figurlu taş,elinde bir baston,dağlara yöneldi,kimbilir belkide zerdüşttü,bütün uygarlığa ışık saçmak için dağlarda inzivaya gidiyordu,dönecekti ama on yıl sonra ve adalet dağıtacaktı,özgürlük dağıtacaktı...

taş topluyorum,etrafımda sadece taşlar var,irili ufaklı,renkli renksiz yüzlerce taş var...












Yorum yaz!

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->
oy gelin
hakkımda
Ey ruhum, seni küçük utançtan ve kaçamak erdemlerden temizledim ve seni güneşin karşısına çıplak çıkmaya ikna ettim
son yazılarım

33 kurşun şiiri-ahmed arif
33 kurşun olayı-2
33 kurşun olayı-1
sümer-babil ilahileri-şiirleri-1
kommagene krallığı-unutulan kürt krallığı-2
kommagene krallığı-unutulan kürt krallığı-1
babil kaynaklarında tufan
sümer kaynaklarında tufan-1
sümer kaynaklarında tufan-2
Qazi Muhammed
Melayê Cıziri...
ayşe şan
mazlum doğan...
feqiye teyran
Simko ya da İsmail Ağa Şıkaki
Cegerxwîn
köprü-1
mazıdağı katliamı
özgürlük sistemlerin reddidir
ne dersin...
emekçi kadınlar günü kutlu olsun
uyuyacaksın...
viran şehir...
nazım hikmet hoşgeldin...
kömür yüzlü işçi...dönüş yolu...

arkadaşlarım

enkidu
asu
oya
dungeon dungeon
ihlamur
nobody
yaraliyim
huznunyuzueylul
kibritcilos
evoulation
zerdust
haticane
yesilim
neslinursema3
damlalaraltinda
fezawww
kardelen066
ulasozan
makberr
KİRLİ SAKALLI BEBEK
babyus
ramazanyavuz
slezya
amedi
gunesinkiziii
lamure
yalancayna
fatih akyüz
sarap62
yurekcagrisi
nalezar
aleviyol
yagmurtuana
hazanmevsimleri
Blogcu Yardım
cemscem
axaxwin
kevoook
turkugozlumnerdesin
aaysen
muratteacher
siirimsilerle
zorawa
omrumsana
CAN RECEP ASLAN
gonlumunrihtimi
eylulguzeli
Hazal Duran
gonulargumanlarim
1001kopru
Filiz Seher
nisadankodlar
dilekcan72
kuzeydenizi61
nevyildiz
prensescoko
sengulce
ugurcakirileaskdefteri
nehhar
incininkahvesi
sonveda
bestee
sislizamanlar
anarsininguncesi
istanbulluyalnizlik
cyristal
meldavardar
hircinyesilbirkuzum
016
plaka 51
erhan ...
duyguhalesi
gulaysenur
takvim

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Rss

Kategoriler

Etiket Bulutu

otuzüç kurşun ahmed arif muğlalı dersim katliamı 33 kurşun ahmet arif sümer şiirleri babil şiirleri sargon nemrut kommagene krallığı kürdistan enki enlil nintu iştar inanna babil tufan ea gılgameş mezopotamya qazi muhammed
gazeteler
zaman

misafirsayısı

bağlantılarım

google
youtube
ssk
dicle haber ajansı
istanbulindymedia
sol haber
marksist kütüphane
nasname
komkar
zaza forumu
denge kürdistan
halkın günlüğü
ihd
işçi-köylü gazetesi
kardelen yayımcılık
kızılyıldız
tkp/ml
yenidünyaiçin
evrensel
atılım
radikal
direniş
özgür gündem
yürüyüş
birgün
yüzde 52