7/11/2008 - gitmek...
uyandık...hüzün çicekleri dolmuştu saçlarımıza,gitmek yok dedi biri,kalmalıyız,dağları aşmalıyız dedi bir kadın,şu dağlar çok büyük dedi bir çocuk,gidemeyiz,beklemeliyiz dedi bir genç kız,oturmalıyız dedi bir ihtiyar,bir kartal geçip gitti üzerlerinden,istedikleri yere doğru...herkes ona baktı,gençler,kadınlar,çocuklar,ihtiyarlar... bahar dağlara düşüyordu o zaman,esaretini bitirmiş,azad olmuşça,saf saf güzellikler vermeye başlıyordu bu dünyaya,unutmuştu çoktan üzerine yığılan kar taneciklerinin boğuntusunu,ve unutmuştu bütün yazlar boyunca durmadan yanışını yüreğinden,postalların çiğnediği yaralar yavaş yavaş silinmişti,cömertti,affediciydi,herşeye rağmen yüzyıllardır olduğu gibi yine bahar gelmeliydi,yine yemyeşil bir örtü sermeliydi insanların ayaklarının altına... yine der gibiydi,yinemi gidiyorsunuz diyordu bahar...
uyandık...hüzün çicekleri dolmuştu saçlarımıza,vucutlarımız bu toprağa emanet kalmıştı,bütün sevdiklerimizi bu topraklara emanet etmiştik,gömmüştük...bütün bildikleriyle birlikte,yasadığı aşklarla,içindeki umutlarla birlikte gömmüştük o nazlı kızları,o civan gençleri...bir halkın onuru için ölüme merhaba diyen o yılmaz savaşçıları... şimdi gidin demişlerdi buralardan,ama nereye… yollar bizi bekliyordu,yüreğimiz geride kaldı bilesiniz,düşlerimiz,düşüncelerimiz,özlemlerimiz bu toprakta gömülü kaldı,sevdiklerimiz buralarda kaldı…yollar bizi bekliyordu,her şey geride kaldı,eşyalarımız,evlerimiz,meyve ağaçlarımız,ektiğimiz tohumlarımız,çamurdan yaptığımız gelin ve damadımız yan yana,öylece yıldızlara bakakaldı,gözleri çamurdan,yaşla kaldı,bir adem ve Havva gibi,yeni bir insanlık doğurmak için çekip gittiğimiz yerde…öylece bakakaldı geldik işte…düştük bir kentin boşluğuna,bir bütün olarak,tek can olarak düştük içine,ekmek savaşına düştük şimdi,camlara alıştı gözlerimiz,ağaçlar uzak,sessizliği unuttuk bile,geceler kondu gecelere,gece kondu dediler adlarına,terkedilmiş,şehrin kenarlarında,çamurlu sokaklarda başladık yaşamaya,sonra o tek can pare pare oldu,dağıldı bir kristal cam gibi şehrin varoşlarına,unutanlar oldu o baharı,peşine düşenler onursuzluğun,unutanlar oldu savaşçıları,ve peşine düşenler paranın,ölenler oldu soğuktan karlı bir gece donarak,mapuslara düşenler oldu çalmaktan ekmeği aç diye,savaşanlar oldu,unutmayan gözlerini o savaşçıların… uyandık…hüzün çicekleri dolmuştu saçlarımıza,düşündük Zerdüştlüğümüzü,o ateşi serdeşliğimizi,dağlara düştü beynimiz,geldik gözleri ağlamaklı her defasında…ah savaş beni bana getirebilirmisin,yitirilmişleri geri getirebilirmisiniz,kanmı vereceğiz sana,düşüncelerini değiştirmek için,ölmek mi gerekiyor,tamam dedik o zaman…ölüyoruz…kurtar bizi ey ölüm… yine der gibiydi,yinemi gidiyorsunuz diyordu sonbahar… şimdi sonbaharda geçip gidiyor,..gitmek yok dedi biri…kalmalıyız ,dağları aşmalıyız dedi bir kadın,şu dağlar çok büyük dedi bir çocuk,gidemeyiz,beklemeliyiz dedi bir genç kız,oturmalıyız dedi bir ihtiyar…bir kartal geçip gitti üzerlerinden,istedikleri yere doğru...herkes ona baktı,gençler,kadınlar,çocuklar,ihtiyarlar... uyandık…hüzün çiçekleri dolmuştu saçlarımıza…uyandı beynimiz…attık üzerimizden bütün ölü topraklarını,yeniden yeşermeye başladı gün…sonbaharı bırakıp gitmiştik,şimdi sonbaharda bitiyor,soğuk bir kış gelmeye hazırlanıyor,ilk kar dağlara yağar,yüce dağlara,ulu dağlara,eşkıyanın yurdu dağlara… bir kartal geldi,uzakları anlatıyordu…geldiği yerleri duyduğu sesleri,yanıbaşımıza kondu kartal,yuvasına,sarp uçurumların arasına…ağzında bir serçe yavrusu vardı,başı aşağıya düşmüş,kan bulaşmış tüylerine…yavrularına bıraktı kartal…diyordu kartal insanlar gidiyordu,çayır çayır yanıyordu orman,diyordu sesler duydum,yaşlılardan,çocuklardan gençlerden,kadınlardan… gitmek yok diyordu biri,kalmalıyız,dağları aşmalıyız diyordu bir kadın,şu dağlar çok büyük diyordu bir çocuk,gidemeyiz,beklemeliyiz diyordu bir genç kız,oturmalıyız diyordu bir ihtiyar… uyandık
hüzün çicekleri dolmuştu saçlarımıza kartal uçup gitti dağların sarp koyaklarına gittik yüreği bir çamurçu çocukta bir adem bir Havva kaldı bir yalız bahar kaldı… değişme şimdi değişme yüzüm verme suretini bahara benze yeşile bezen ve bazen kartal ol… ve de kurtar bizi ey ölüm…
|