14/11/2008 - eski zaman olur ki...
sen kirli yalnızlığımdın varla yok arası bir suret çürümüştü bedenimde canın canın içimde can sen yoktun yaşamaya alışmıştım çocuk yüzüm hala çocuktu hala bir oyundu sokakta yüzüm gülüşüm yüzüme asılıydı hep şeker verenlere gülüş ölüm verenlere düş verirdim sana düş verdim can dünya öyle küçük öyle küçük ki can koşsan baştan başa bir adım bile etmez ve kavga etsen saç başa leşine mezar etmez bak sabaha erdi güneş güneş sabaha can verdi geceye düş verdim sabaha güneş... bir şiir okudum,düşü gecelerden kara,karası bin pare olmuş beni beklemekte her geçtiğim köprüde,düştü düşürecek beni...nasıl düşer kağıda kelimeler birer birer bir ebru gibi,ebrunun üzerine düşen bir renk gibi,varlıktan varlığa bürünen,bazen bir yılan gibi kıvraklığını sergileyen suyun üstünde,bazen bir gökmavisi gibi düşen,kılık değiştiriyor kelimeler,anlatmak istemediklerini senden önce söyleyiveriyor,en özi-can kırıkların düşüyor yere,toplayan yoktur çoğu zaman,bırakıvermişsindir ama toplamak istesen birçaresin hep...
muğlaklığa düşüyor bazışeyler,bitiveriyor...eski o kıvrak,canlı neşesini bitiriyor,sürekli yenibirşeylerle uğraşıyorsun,daldan dala atlıyor herşey günler,zaman,düşünceler,işler,ve sen... bu zaman öyle işte,bir yazar der ya,önce ekmekler bozuldu sonrada herşey,evet öyle galiba,önce ekmeğimizi bozdular,elimizden aldılar,sonra onu kazanmak için halden hale koymaya kararverdiler,bir tüketimlik zamanları yaşıyorum,artık herşey bir kullanımlık olmaya başladı bile,insanlığın genleri değişmeye yüz tuttu,bir kullanımlık pet şişeler,bir kullanımlık mendiller,bir kullanımlık.........,düşünceler bile artık kafamızda tek kullanımlık olmaya başladı,hergün haber bültenlerini izleyip,hemen ardından unutuyoruz sonra diğer günüde ekliyoruz onun üstüne,sonra bakıyoruz hiç birşey kalmamış kafamızın içinde,bomboş bir kafamız varmış diyoruz,o zamanda hemen aldatılabiliyoruz,hayata karşı bir duruş,bir bakış,bir dayanak noktası olmadığında kim nereye çekse bir hamur gibi şekil değiştirmeye başlıyoruz,sonra oraya çektikten sonra ,biz orda kalıyoruz ve hamurumuz yamuk bir şekilde orda katılaşıyor artık o bizim değişmez ve bize ait olan düşüncemiz olmuştur…
|