8/3/2009 - emekçi kadınlar günü kutlu olsun
Mart 1857 tarihi, New York'lu kadın dokuma işçilerinin kitlesel biçimde greve gittikleri gündür. New York'lu kadın dokuma işçileri ne istiyorlardı? New York'lu kadın işçiler, işgününün süresine karşı çıkıyorlardı. Normal bir işgünü 12 ile 14 saat arasında değişiyordu. İstemleri, 8 saatlik işgünü ve kendilerine seçimlerde oy hakkı tanınmasıydı. Greve 40.000'nin üstünde kadın işçi katılmıştır. Ancak bu grev Amerikan yönetimi tarafından kanlı bir biçimde bastırılmış ve olaylarda 129 kadın dokuma işçisi katledilmiştir. Böylece kadın işçilerin bu en temel istekleri kanla boğulmaya çalışılmıştır. Kadın emekçilerin bu direnişi, aynı zamanda sömürüye, baskıya, zulme, haksızlığa, eşitsizliğe karşı bir başkaldırıdır. Böylece 8 Mart 1857, tarihe kadın işçilerin ilk kitlesel grevi olarak geçmiştir. 8 Mart'a gerçek anlamıyla kimler sahip çıkmıştır? İnsan emeğini tüm değerlerin yaratıcısı olarak gören, yeryüzündeki her türlü sömürüye, haksızlığa, baskıya, eşitsizliğe karşı çıkan sosyalistler (devrimciler) sahip çıkmışlardır. Kadın ve erkek arasındaki her türlü eşitsizliğin kalkmasını isteyen ve bu uğurda mücadele eden sosyalistler, 8 Mart'a gerçek değerini vermişlerdir. 8 Mart'ın "Uluslararası Emekçi Kadınlar Günü" olarak kabul edilmesi: II. Enternasyonal'e bağlı olarak 1907 yılında Stuttgart'da toplanan I. Enternasyonalist Kadınlar Kongresi, bir kadın enternasyonalinin kurulmasını ve bununla Clara Zetkin'in görevlendirilmesini karara bağlamıştır. II. Kadın Enternasyonal'i 1910 yılında Danimarka'nın Kopenhang kentinde toplandı. Kadın Enternasyonali'nin başkanı Clara Zetkin, kadın emekçilerin ve direnişlerinin bir sembolü olan 8 Mart'ın "Uluslararası Emekçi Kadınlar Günü"olarak kabul edilmesini önerdi. Clara Zetkin'nın bu önerisi büyük bir coşkuyla kabul edildi. O tarihten itibaren 8 Mart, Uluslararası Emekçi Kadınlar Günü, her yerde, kadının nihai kurtuluşuna doğru giden yolda önemli bir adım olmuştur. 8 Mart Uluslararası Emekçi Kadınlar Günü, süreç içerisinde burjuvazi tarafından içeriği boşaltılmaya ve "dünya kadınlar günü" adı altında sınıfsal ve siyasal içeriğinden soyutlanmaya çalışılmıştır.
........................................................................................................................
KÜRT KADINI ve ERKEK GİRDABININ DERİN SULARINDA...
savaşan özgürleşir,özgürleşen güzelleşir,güzelleşen sevilir... bu çok doğru bir tespittir,özgürlük yoksa,güzelleşmek olmaz,güzel değilseniz sevilmezsiniz,başlıkta erkek girdabının derin suları derken bunu söylemek istiyorum,çünkü özgür olmayan erkek,kadınınada özgürlük tanımaz,birbirlerini oldukça çürütürler,birbirlerini teslim alırlar,kim diğerini teslimiyeti altına alırsa diğeri hep tutsak bir hayatı yaşar,aşk büyük bir iktidar mücadelesidir,özgür olmadan,birbirinden bağımsız olmadan bunu aşmak imkansızdır,kürt coğrafyasında bu tahakküm erkek eğilimli olduğundan her zaman ezilen,tutsak edilen kadın olmuştur,ne yazıkki kadınlar bunun farkında bile olmadan,böyle olması gerektiğini düşünerek herşeyleri elllerinden alınmış olarak yaşamaktadırlar,oysa bu tarihte aynı zamanda zincirlerini parçalayan tanrıçalarda vardır,ve bende bilirim der sema yoldaş,sema yüce,şöyle yazar...
Hani ben de bilirim!... Yemyesil kirlarda Bir arap atinin sirtinda Cirit atmanin güzelligini Ve umulmadik bir anda Sirin bir cocukla Cocukluk gunlerine donup delice oynamayi Ihtiyar dededen Esrarengiz hikayeleri dinlemenin tadini Bilirim, güzel bir evde Dinlerken Rodrigo'yu Sevgilinin saclarini oksamanin sicakligini Otururken yer sofrasina Yumruklayip kelle sogani Yaninda kuru fasulye, bulgur pilavi Yemenin lezzetini Tek tek dolasip sinemalari En popüler filmleri izlemenin zevkini Aydinlar masasina oturup Tarih, kültür-sanat veya bilimi tartismanin yararini
Dolasirken kalabalik caddelerde Bir simit alip yavas yavas yiyerek Vitrinleri seyredip, iclerinden en guzelini begenmeyi Bilirim, halkin karsisina cikip En degme sözlerle Mecliste bir kursu ismarlamanin ihtirasini Oysa hic birini yapamam Sonra utanirim, olurum kahrimdan Ahı tutar memleketimin Öyle bir memleket ki... Doğmamiş çocuklarin Uçurumlari inleten bedenleri Gözü yaşli analarin Kan kizilliĞinda yatan yiĞitlerin Ahı ile inler her gecenin sabahında
sonra bese vardı,dersim isyanı lideri seyit rızasının eşi,kanının son damlasına kadar savaşan bir isyan çığlığı,beritan kendini uçurumlara bırakan tanrıça,sonra zilan vardır,bedenini güneşe yollayan tanrıça ve viyan soran vardır,edi bese çığlığının aydınlatıcısı...ve daha bir çoğu...bütün özgür kadınlarımızın dünya emekçi kadınlar günü kutlu olsun... herkes kadına birşeyler der... Kimi der ki kadın uzun kış gecelerinde yatmak içindir. Kimi der ki kadin yesil bir harman yerinde dokuz zilli köçek gibi oynatmak içindir. Kimi der ki ayalimdir. Boynumda taşıdığım vebalimdir. Kimi der ki hamur yoğuran. Ne o, ne bu, ne döşek, ne köçek, ne ayal, ne vebal. O benim kollarım, bacaklarım. Yavrum, annem, karım, kız kardeşim hayat arkadaşımdır. NAZIM HİKMET
sende bir kadınsın sevgili... iştar gibi,inanna gibi,anu gibi... sende bir kadınsın ve yüreğinde sevgiyi taşıyorsun biliyorum... bu yüzden hep sevdim seni sende bir kadınsın sevgili seni sevmek dünyanın en güzel işi sen bir kadınsın sevgili
bu yüzden belkide sırf bu yüzden seviyorum seni...
|