Bir Kent...

2013-08-23 22:27:00

Zaman gelir bir kent değişir...Sokaklarında ansızın yeşil bir rüzgar geçer...Doluşan insanlar sokağına...Kalabalıklar değişir...Biri ayak basar bir kente...Biri gider bir daha dönmez...Zaman gelir bir kent düşer yüreğine...yüreğine varır durursun...Mülteci kalırsın bir kente...Bir ağacın vardır ya hani bir kentte...Uzun zaman geçer...Geri döner...Bir bakarsın ağaç kesilmiş...Yerine betondan bir bina...Binanın içinde tanımadık insanlar bulursun...işte bir şeydi...         Devamı

GEZİ PARKI'ndan BİR TARİH GEZİSİ...Türkiye'de Filler ve Çimen...

2013-06-08 23:53:00

                GEZİ PARKI’ndan BİR TARİH GEZİSİ…Türkiye’de Filler ve Çimen…         Gezi olayları Tükiyede birşeylerin değişeceğini artık eskisi gibi olamayacağını çok iyi bir şekilde gösterdi,Korku duvarları aşıldı ve Halkın cumhuriyet tarihinden bu yana gösterdiği en büyük demokrat,eşitlikçi,ve birlikte gösterdiği refleks olarak görülebilir.Cumhuriyet tarihinde süregelen tepkilerin çoğu hem ideolojik,hemde sadece canı yanan bir kesimden gelen tepkiler olduğunu söyleyebiliriz.Bu ideolojiyi temelde üç bölümde toplayabiliriz.Cumhuriyet tarihine bakıldığında bu çok iyi görülecektir. Türkiye’de temel olarak üç bloktan bahsedebiliriz.Bunlar; 1.Ulusal,Kemalist,Milliyetçi,ittihak ve terraki partisi bloğu(CHP,MHP,BBP vb) 2.Muhafazakar,yeşilci bloğu(AKP,RP,ANAP vb) 3.Sosyalist,demokrat,eşitlikçi blok.(BDP,EMEP;SHP vb) Cumhuriyet tarihinin ilk 50 yıllık dilimde Ulusal,milliyetçi blok diğer kesimler üzerinde etkiye sahip olmuştur.Hatta Bu Osmanlı imparatorluğunu yıkılmasından büyük rol oynayan ittihak ve terraki partisine bile dayandırılabilir.İttihak ve terraki partisinin kurucuları içinde kürtler,arnavut ve arapların olması ama oynadığı rolün çok farklı olması ilginçtir.İttihak ve terraki partisi aslında günümüzde derin devlet,gladyo,ergenekon vs isimlerle devam etmiştir.Bu güç yeni yaratılan türk ulusunun koruyucu gücü olmuştur,çoğunlukla asker eliyle darbe ve birçok suikast yapmıştır.Bu süreçte diğer iki blok tasfiye edilmiş ve etkisiz hale getirilmiştir.Kürtler bir çok isyan yapmışlardır.1950’li yıllarda çok partili hayata geçildikten sonr... Devamı

EĞER...(Bir MaSal)

2013-05-14 00:49:00

  çok eski zamanda, çok zengin bir imparatorluk varmış...bu ülkenin padişahı, karısı çok iyi insanlarmış..bu ülkedeki insanlar çok mutluymuş... bir bolluk ki sorma.. velakin bu padişah ve karısının bir çocuğu olmuyormuş... Ne yaptılarsa da olmamış bir türlü...   bir gün çok yaşlı bir yolcu gelmiş saraya..bu ermiş görünümündeki adamı, konuk etmişler tabi... padişah ve karısıyla aynı masaya oturup yemeğini yemiş yaşlı adam... yemekten sonra "meyveniz yok mu?" diye sormuş... padişah hemen atılmış:" Olmaz mıııı.. Ne arzu edersiniz, söyleyin, getirsinler hemen.." yaşlı adam gülmüş.."onu kastetmiyorum, çocuğunuz yani.. yok mu?" demiş.. ağlamaklı olmuş ikisi de.. anlatmışlar ne yaptılarsa da bir çocuk sahibi olamadıklarını..   adam dinleyince hikayelerini, demiş ki: " X dağına sadece karın ve sen gideceksiniz..orada bir pınar var..sabah güneş doğarken, o pınarda karınla yıkanıp, dua edeceksiniz tanrıya, sağlıklı bir evlat için..birlikte olacaksınız..dediklerimi yapın, çocuğunuz olacak..üzülmeyin artık"   hep tek eksikleri olan bir evlada kavuşmak için her yolu deneyen padişah ve karısı, ertesi sabah erkenden yola koyulmuşlar...günler sürmüş o dağa ulaşmaları.. sabah gün doğarken pınara ulaşıp, hemen yıkanmışlar..ama adam heyecandan sağlıklı bir evlat yerine, aceleyle bir evlat dilemiş tanrıdan...   saraya döndüklerinde, beklemeye koyulmuşlar, heyecanla....evet artık padişahın karısı hamileymiş.. tüm ülkeye yayılmış, herkes çok sevinmiş bu habere.. tüm halk bebeğin doğumunu beklemeye koyulmuş...ancak dokuz ay dolup da padişahın karısının doğum sancıları başlayınca, ülkedeki en ünlü hekimler, ebeler saraya toplansa da bir türlü ... Devamı

Bir Dağ Masalı...Nuho ve Kalo'nun Hikayesi...

2013-05-13 23:24:00

Hesenan,Heyderan ve Cibriyan memleketlerini Xalit Ağa yönetirmiş.Xalit ağa zorba biriymiş.Aşiretin töresini unutup,kendi kurallarını koymuş...Xalit Ağa zorba dedik ya,aşiretin en güzel kadınları da onun hanımıymış ama canı istediğinde istediği kadını, kızı kendine nikahlatıyormuş...Xalit Ağa’nın yanında bi de Hemê Zerê adında katillerin reisi olan cengaver ve danışmanı varmış.Aralarından su sızmazmış..Sağ kolu gibiymiş...Neyse günlerden bigün Xalit ağa ile amcasının oğlu Nuho arasına fitne girmiş ve Nuho’yu aşiretten kovmuş.Nuho tek başına kalmış...Düşünmüş ne yapacağını.''Ben ona darbe vursam dostumdur,o bana vursa yine olan aşiretime olur''demiş ve 14 kazığa çakılı çadırını sökmüş...5-6 saat uzaklıkta bir yere yerleşmiş.Zaman geçmiş bahar gelmiş.İki ozan(Kürtçe'de mitirb denir)Nuho'nun aşiretine gelmiş.Aşiretini toplamış...Ozanlar ilahiler,deyişler,nefesler okumuş herkes dinlemiş. Nuho'nun bi de Gewrê Xatûn diye bi kız kardeşi varmış.Onu gören divane olurmuş...Onu gören '' ya Rabbî,ben yemesem,içmesem de sadece bu güzele baksam'' dermiş :) Neyse Gewrê Xatûn Ribab'ınsesini duyunca,dinlemek istemiş...Aşiretin geleneklerine göre Gewrê Xatûn misafirlerin yanına giremezmiş.O da gizlice bir köşesine sığınıp dinlemiş ozanları...Ozanlar Gewrê Xatûn'u görünce dilleri dolanmış,gözleri açılmış...O kadar açılmış ki ağızları ,bi Diyarbakır karpuzu sığarmış :)...Nuho farketmiş bu durumu.Bir göz işaretiyle Gewrê Xatûn'u göndermiş misafirlerin olduğu salondan.Ozanlar normale dönmüş.Nuho'ya o kızın kim olduğunu sormuşlar.O da kız kardeşimdir demiş.Ertesi gün ozanlar kahvaltı yapıp gidecekler.Nuho hediyeler vermiş.Bilirmiş ki ozan her yerde yiğit meclislerinde iyili... Devamı

Roboski'nin Resmi...

2013-04-29 16:40:00
Roboskinin Resmi... |  görsel 1
Roboskinin Resmi... |  görsel 2
Roboskinin Resmi... |  görsel 3
Roboskinin Resmi... |  görsel 4
Roboskinin Resmi... |  görsel 5
Roboskinin Resmi... |  görsel 6
Roboskinin Resmi... |  görsel 7
Roboskinin Resmi... |  görsel 8
Roboskinin Resmi... |  görsel 9
Roboskinin Resmi... |  görsel 10
Roboskinin Resmi... |  görsel 11
Roboskinin Resmi... |  görsel 12

Roboski'yi önce dengbejler söyleyecek,Sonra şiirleri yazılacak,Sonra Romanı,Tiyatrosu,Müziği,Resimleri Hepsi bir daha olmasın diye bir mesaj olacak insanlığa...Böyle ölmenin asla kabul edilemeyeceğini,Her fırsatta,kendi tarzında bu her platformda ifade edilecek,Roboski'ye Sessiz kalma... Devamı

Yokluğunun Ertesi Günü...

2013-04-27 21:43:00

  Tutuştu ellerim ellerim tutuştu… Ateşe tutuştu        tutuştu ateşe Yandı ellerim       ellerim kül Kül kaldım elsiz      Söz söyledim sözüm dilsiz   Tutuştu ellerim        ellerim tutuştu Elime tutuştu          tutuştu ellerin Yandı ellerim         ellerirm senin Senin kaldım yüreksiz Söz söyledim        sözsüz sözlüksüz Tutuştu sözlerim ateşsiz Yazdım kâğıda kağıtsız…   Gözlerim uykularını kovdu Gelip gittim sana uykusuz Gözlerim sabahına döndü Yağmur geldi senden Yağdı durdu kapıma bulutsuz Devamı

cem adrian hoşçakal

2013-04-27 21:41:00

Devamı

20.yy Kürt Ayaklanmaları Kronolijisi...

2013-04-12 04:23:00
20.yy Kürt Ayaklanmaları Kronolijisi... |  görsel 1

  1905 : Bitlis, Beyazit ayaklanması  1906 : Bişare Çeto ayaklanması.  1907-1909 : Dersim direnişleri  1908 : Hemawendi ayaklanması  1909 : Süleymaniye ayaklanması  1913 : Melle Selim ve Şeyh Sahabettin ayaklanması  1914 : Barzan ayaklanması  1919-1922 : Simko ( İsmail ağa ) ayaklanması  11 mayis 1919 : Ali Bate ayaklanması  21 mayis 1919 : Mahmud Berzenci ayaklanması (1.)  6 mart 1921 : Koçgiri ayaklanması  4 Eylul 1924 : Beytüssebab ayaklanması  13 $ubat 1925 : Seyh Said ayaklanması  10 Haziran 1925 : Nehri direnişi.  7 Agustos 1925 : Reşkotan - Raman direnişi.  16 Mayis 1926 : Ağrı ayaklanması (1)  21 Ocak 1926 :Hazro direnişi.  7 Ekim 1926 : Koçusagi ayaklanması  26 Mayis 1927 : Mutki direnişi.  8 Eylül 1927 : Ağrı ayaklanması (2)  7 Ekim 1927 : Bicar direnişi.  6 Temmuz 1929 : Asi Resul ayaklaması.  20 Eylül 1929 : Tendürek direnişi  26 Mayis 1930 : Savur direnişi.  20 Haziran 1930 : Zeylan ayaklaması.  21 Temmuz 1930 : Oramar ayaklaması.  7 Eylül 1930 : Ağrı ayaklaması (3.)  24 Ekim 1930 : Pülümür ayaklaması.  Eylül 1930 : Mahmut Berzenci ayaklaması. (2)  Kasim 1931 : Şeyh Ahmed Barzani ayaklaması.  21 Mart 1937 : Dersim ayaklaması.  11 Eylül 1961: Mele Mustafa Barzani ayaklaması.  27 Kasım 1978: PKK Kuruluşu Simko Iranı sarstı :  _______________  Iran Kürdistanínda Simko ayaklanması 1919´da başladı. Ismail Ağa (Simko) önderliğinde Urmiye´de ayaklanan Kürtler, Urmiye-Tebriz yolunu kontrollerine aldılar. Azerbaycan valisi, Simko´yu savaşla yenemeyeçeğini anlanyınca, Ingiliz konsolosunu göndererek Simko´ya Urmiye bölgesinin valiligini teklif etti. 1920´de Simko&acut... Devamı

Simko'ye Şikaki ya da Simko İsmail Ağa...

2013-04-11 18:11:00

  Eğer bir gün birisi benim biyografimi yazacak olursa, benim doğum günüm olarak Simko’nun öldürüldüğü günü yazsın Abdurrahman Qasımlo   Haziran ayının bu pırıl pırıl öğleden sonrasında, Simko on silahlı adamıyla birlikte, Rıza Şah’ın anlaşma yapmak üzere kendisini beklediği Uşnuviye şehrine doğru yaklaşıyordu. Tekrar tekrar bir Kürt atasözü aklına geliyordu: Güvenebileceğin tek İranlı, ölü İranlıdır. Güneş ışınlarının aydınlattığı kayaların alt taraflarında, atlıların geçtiği dar, tozlu patikayı ağaçlardan dökülen yaparaklar doldurmuştu. Her adımlarını adeta büyük bir kontrolle atan atların kulakları dimdik, boyunları da kasılmıştı. Aniden Simko’nun siyah aygırı tökezler ve taşlar ayağının altından kayarak, tepeden aşağıya yuvarlanır. Atın binicisi, çıkan sesten ürkmüştür. Sadece böceklerin konseri ve atların kişnemeleri duyulmaktadır. Taşlar nehre doğru düşerken, Simko dizginleri sıkıca tutar ve etrafa kulak kabartır. Öndeki binici, arkasına dönüp şefine bakınca, Simko güven dolu bir gülüşle karşılık verir. Simko, orta boylu ve zayıf bir adamdı. Beyaz dişlerini ve ışıltılı gülüşünü saklayan, Kürtlere has erkeksi bir bıyığı vardı. Sanki dudaklarından çoğu zaman babasının ona anlattığı Şikak aşiretine ait menkıbeler dökülüyordu. İsmil Ağa (Simko) ve Cafer Ağa, halıların üzerinde oturup da geniş yastıklara dayandıkları zaman, kaç kere büyük bir gururla, aşiretlerinin Türklerle ve İranlılarla olan çarpışmalarını dinlemişlerdi. Atalarının nasıl Çerik dağlarından inerek vadi ve ovalardaki köyleri yağmaladıklarına ait hikayeleri hep duymuşlardı. Cafer, atalarının izini takip ederek, ... Devamı

Barışın Savaşında Bir Kasaba'nın İki Çocuğu...

2013-04-11 17:31:00

Zaman 18 yıl önce...Yer Mezopotamyanın Kadim küçük bir kasabası...Etraf toz duman...İşgal var sanki...İnsanın insana zülmü kol geziyor...Dil yasak,Renkler yasak,Şarkılar yasak,Kitaplar yakılıyor,Panzerler sokaklarda,Gece silah sesleri...Ama mevsim bahar,Badem çicekleri beyaz bembeyaz,Zeytin ağaçları koyu bir yeşille dağların sarp kayalıklarında,Güneş olabildiğince parlak gene,Herşeye rağmen umutlu doğa,Sanki insana bir daveti var... Sıkıyönetim,Olağanüstü hal...Gazeteler gizli bir şekilde dağıtılıyor,Gazete hergün yeni bir katliamı,yeni bir faili meçhulu taşıyor manşetine,batı medyası görmüyor,sessiz,korkuyor,bütün insani sorumluluklar ertelenmiş,Dünya suskun... Ölüm mangaları kurulmuş,Ellerde silah,Yüzlerde maske,tanıdık değil bu şehre,yakışmıyor bu şehre,alıp götürüyorlar birini,haber alınamıyor günlerce,sonra ölüsü bulunuyor bir yol kenarında,mahkemeler dava bile açmıyor,hukuk katliamı işleniyor,insanlık utanıyor,anneler son kez bakıyor sanki evlatlarına,Dağlarda postal sesleri,yakılan ormanlar... Parçalanmış sınırlar ve hayatlar,Bir yurt dört parçaya ayrılmış,dört parça edilmiş bir insan,göç ordan buraya,bir yurt yok asla nefes alacak,her dört tarafta bombalar yağıyor,İnsan o anda korkmuyor ölmekten,bir anne sabırlıca karşılayabiliyor oğulun parçalanmış bedenini,bir çocuk taş,sapan alabiliyor ve atabiliyor bunu yapanlara,yaralı r uzanmış öylece yatıyor binlerce yıllık bir halk,çok zaman geçti büyük medeniyeti teslim ettiğinden beri despotlara,çok zaman geçti doğal yaşamın bozuluşu ve tanrıçaların öldürülüşü,yüzlerce savaş gördü kendi toprağında,bir kez bile despotlaşmadan,başka bir halka ölüm getirmeden,hep sürgüne,h... Devamı

demokratik modernite

2011-10-07 17:40:00
demokratik modernite  |  görsel 1

    Kapitalist modernite oluşum şafağında kadındaki bütün temel tanrıça özelliklerine egemen erkek ikitidar zihniyetiyle bir karşı-devrim yapmıştır.anaerkil doğal ve özgürlükçü tezin bir anti-tezi olmuştur,bu yüzden kapitalist modernite kadında olan bir çok özelliğin karşıtıdır,aynı zamanda erkekte var olan bir çok özelliği barındırır-güç,iktidar,savaş,hırs vb...kapitalist modernite kendini yaşatma savaşına girmiştir,bu savaşı verirken hiçbir ahlaki kuralını tanımadan binlerce insanın katledilmesine neden olabilir,insanlığın binlerce yıllık doğal ekolojik ve doğal yaşam kültürü geri getirilemez şekilde çok ciddi tahribatlar almaya başlamıştır,insanın doğadan kopuşu tamamen bir emek yabancılaşması aynı zamanda kendine yabancılaşmasına neden olmuştur.bu nedenle doğal toplumun bilge kadınları bu iş bozguncu kurnaz tanrıları kovması ve hem kendileri için hem çocukları için erkek egemenlikli tüm güçcü,iktidarcı,cinsiyetci,sömürücü eğilimlere karşı durup sert bir çıkış yapması toplum geleceği için en önemli konudur    Kadın, gericiliğin ve köleciliğin ilk ve köklü ezilen sınıfı, ulusu ve cinsidir. Yetiştiler, büyük yetiştiler, ama toydular. Lanetli yaşam ve erkek efendileri yanı başlarındaydılar.Onlara karşı ve onlarla birlikte büyük öz cins savaşımı verecek   Görünüşte cins farklılığı, eşitsizlik ve baskı için gerekçe yapılır. Tarih derinliğine araştırıldığında anlaşılacaktır  ki, kadınlar tamamen sosyal ve siyasal egemenliğin ilk kurbanlarıdır. Kadın insanlığa dayatılan her tür eşitsizliğin ve köleleştirmenin ilk sınıfıdır. Kadın köleleştirildikten, evin uysal ve evcil bir nesnesi haline getirildikten sonra sıra sınıflı toplumu ve devleti yaratmaya gelmiştir. yalancı erkek kadını düşürdükten sonra, bundan aldığı cesaretle diğer insanları ve kendi cinsini de ezmeye ve tutsak almaya yeltenmiş; en büyük yalancı düşünce sistemlerini mitolojileri yaratmaya başlamıştır.bu mitolojilere bakıldığında kadın bin bir hile ve zorbalıkla görkemli ta... Devamı

harold pinter-dağ dili

2011-06-01 19:45:00

Dağ dili Sizin diliniz yasak. Diliniz ölü. Dilinizi hiç kimse kullanamaz. Sizin diliniz artık yok...     Nobel ödüllü yazar Harold Pinter tarafından yazıldı. 1985 yılında Uluslararası PEN Yazarlar Derneği adına Arthur Miller'la birlikte Türkiye'yi ziyaret eden Harold Pinter, ülkesine döndükten sonra, Kürtçe yasağını konu edinen ve dünya çapında ses getiren bu kısa oyunu yazdı. I Bir hapishane duvarı   Kuyrukta kadınlar. YAŞLI KADIN elini ovalamakta. Dizleri dibinde bir sepet. Bir koluyla ona sarılmış bir GENÇ KADIN. Bir ÇAVUŞ, peşinden de bir SUBAY girer. ÇAVUŞ GENÇ KADINI işaret ederek; ÇAVUŞ: Adın? GENÇ KADIN: Adlarımızı vermiştik. ÇAVUŞ: Adın? GENÇ KADIN: Adlarımızı vermiştik. ÇAVUŞ: Adın? SUBAY (ÇAVUŞA): Kes bu boku. (GENÇ KADINA) Herhangi bir şikayet? GENÇ KADIN: Isırıldı. SUBAY: Kim? Duraksama Kim? Kim ısırıldı? GENÇ KADIN: Eli parçalandı. Bakın. Isırıldı eli. İşte kan. ÇAVUŞ (GENÇ KADINA): Adın ne senin? SUBAY: Sen kapa çeneni YAŞLI KADINA yönelir: Ne oldu eline? Biri mi ısırdı? Kadın usulca kaldırır elini. SUBAY gözler: Kim yaptı bunu? Kim ısırdı? GENÇ KADIN: Bir Dobermann. SUBAY: Hangisi? Duraksama Hangisi? Duraksama Çavuş! ÇAVUŞ ileri çıkar. ÇAVUŞ: Emret komutanım! SUBAY: Bu kadının eline bak. Sanırım başparmak kopmak üzere. (YAŞLI KADINA): Kim yaptı bunu? YAŞLI KADIN dik dik bakar SUBAYA. Kim yaptı bunu? GENÇ KADIN: Büyük bir köpek. SUBAY: Adı neydi? Duraksama Neydi adı? Duraksama Şimdi bakın her köpeğin bir adı vardır. Adları çağrılınca gelirler. Adları ana babaları tarafından verilmiştir ve bu onların adıdır, anlıyor musunuz onların adı! Isırmadan önce adlar... Devamı

MEZOPOTAMYA ŞİİRLERİ...

2011-03-02 14:30:00

                                                             DÖRTLER'e     Yiğitler geldiler yaralı Gözleri karalı Kurtar ölüm insanlığımızı Yanarsa yansın beden Çaktı kibriti bir yiğit Dört duvar içinde Dört can Dört köşede Dört beden Dört ışık içinde Haber aldı Dört bir yan Onur-ölüm içinde   Dağıldı Dört bir yana Dört bedenden çıkan ateş…                                                      PİR' e     Düşerim geceye leylim leylim Basar karanlık pervasızca Yüzüm yücesinde kalır ay karanlığın Dökülür yere leylim leylim   Bir söz desem sana Sonra varıp gitsem şaha Vatanı ahu zardır desem Gonca gülü solar Tüfek çatmışlar boylunca Çıkmaz yollar Kalmış pusuda Kurşunu bitmiş bir eşkıya Ölüm buyrulmuş desem   Solan gül gider imiş Ölüm hoş gele,sefa gele Bir yiğit düşer imiş Kimse görmez imiş…                                &nb... Devamı

faili meçhullerin listesi...

2011-02-17 20:27:00

1980 - 2000 KAYBEDİLENLER    Kürdistanda süren kirli savaşta binlerce kişi kayboldu. Kimileri asitle yok edildi, kimileri  Türk ordusunun kazan dairelerinde odun niyetine yakıldı. Kimi bekaada kimi kasaplar dersindeki çukurlara gömüldü, Gazeteci Ahmed Ün kaybedilenlerin bir listesini yayınladı Hüseyin Morsümbül 18.09.1980  Bingöl Cemil Kırbayır 09.10.1980 Kars Hayrettin Eren 12.10.1980 İstanbul Mahmut Kaya 25.12.1980 Kars Zeki Altınbaş … 04.1981 Yalova Nurettin Yedigöl 10.04.1981 Istanbul Gürkan Mungan …. 12.1983 Ankara İsmail Cüneyt …. 12.1983 İstanbul Nurettin Öztürk … 04. 1984 Ankara Ömer Savun 06.05.1989 Siirt Hüseyin Demirtaş 26.05.1989 Siirt Adnan Bağca 11.06.1990 Siverek Yusuf Erişti 14.03.1991 İstanbul Süleyman Atalan 16.09.1991 Midyat İbrahim Gündem 25.09.1991 Hazro Hüseyin Toraman 27.01.1991 İstanbul Mehmet Demir 10.01.1992 Siirt Durmuş Çaylak 09.02.1992 Fethiye Soner Gül 04.05.1992 İstanbul Hüseyin Yaman 04.05.1992  İstanbul Hasan Gülünay 20.07.1992 İstanbul Mehmet Ertak 22.08.1992  Şırnak Ayhan Efeoğlu 06.10.1992 İstanbul Namık Erkek 19.12.1992 Mersin Ali Kırlangıç 07.03. 0307 İstanbul İbrahim Akıl 14.06.1993 Şırnak Şemdin Culaz 14.06.1993  Şırnak Salih Demirhan 14.06.1993  Şırnak Halit Özdemir 14.06.1993  Şırnak Hamdi Şimşek 14.06.1993  Şırnak Hikmet Şimşek 14.06.1993  Şırnak Yüksel Alptekin 06.07.1993 İstanbul İhsan Uygur 06.07.1993 İstanbul Erdoğan Şakar 13.08.1993 İstanbul Abdülv... Devamı

katalonya anayasası

2010-12-01 16:10:00

Türkiye'de BDP'nin ortaya attığı özerklik tartışması İspanya'da da hakim. İşte Katanların istediği anayasa.   Katalonyalılar yasayı şöyle tanımlar; 'Bu yasa Katalonya kolektif kimliğinin ifadesidir ve bölgenin kurumlarını ve İspanya'nın diğer bölge ve uluslarıyla olan özgür dayanışması çerçevesinde devlet ile olan ilişkisini tanımlar. Bu dayanışma tüm İspanya halklarının özgün birlikteliğinin garantisidir' der. Ülkemizdeki Demokratik Özerklik tartışmalarına bilimsel bir boyut katabilmek amacıyla İspanya'daki özerk bölgelerden biri olan Katalonya'nın anayasasını yayınlıyoruz. Böylesi bir somut belge üzerinden yapılacak tartışmaların daha verimli geçeceği umuduyla, anayasanın çevrilmesinde emeği geçenlere teşekkür ederiz: BAŞLANGIÇ Katalan halkı, demokratik özgürlüklerine kavuşma sürecinde kendi özerklik kurumlarını da geri kazanıyor. Anayasa'nın İspanya'yı oluşturan tüm ulus ve bölgelerine tanığı ve garanti ettiği özerklik hakkını kullanan Özerk bir Topluluk kurma arzusunu dile getirir. Katalonya'nın özgürlüğünü kazandığı bu onurlu anda bunun olanaklı olmasına yardım eden, katkı sunan erkekler ve kadınlar takdir edilmeli. Bu yasa Katalonya kolektif kimliğinin ifadesidir ve bölgenin kurumlarını ve İspanya'nın diğer bölge ve uluslarıyla olan özgür dayanışması çerçevesinde devlet ile olan ilişkisini tanımlar. Bu dayanışma tüm İspanya halklarının özgün birlikteliğinin garantisidir. Katalan halkı özgürlük, adalet ve eşitliği kolektif yaşamlarının en üstün değerleri olarak deklare eder ve Katalonya'da yaşayan ve çalışan herkes için makul, saygın bir yaşam standardı sağlayacak uzun bir gelişim... Devamı

ETA ve ispanya özerkliği-2

2010-10-17 20:22:00

  Meclis karar almalı Meclis'e 'Kürt sorununda inisiyatif al' çağrıları yapılırken, Basklı tarihçi Manuel Martorell ETA ve hükümet görüşmelerinin İspanya Parlamentosu'nun kararıyla başladığını söyledi ANADİLDE EĞİTİM Tarihçi ve gazeteci olan Martorell, İspanya'daki özerkliği Günlük'e anlattı. İspanya'nın 17 özerk yönetimden oluştuğunu belirten Martorell, 'Özerk bölgelerin kendi meclisleri, yargı sistemleri, polis güçleri, bayrakları ve çift resmi dilleri var. Özerk bölgelerde herkes kendi anadiliyle eğitim yapıyor' dedi. KARAR MECLİS'TEN 'Devlet, Öcalan ile görüştü' tartışmaları üzerine kıyametler koparıladursun, Martorell, 'ETA'nın silahsızlandırılması ve militanlarının yasal sürece dahil olması' için Zapareto hükümetinin Meclis'ten karar çıkarttığına dikkat çekti. Martorell, tutuklu ETA'lıların durumunun görüşmelerin en kritik konusunu olduğuna işaret etti. Meclis ETA ile görüşme kararı aldı Basklı tarihçi ve gazeteci Manuel Martorell ile yaptığımız röportajın ikinci bölümünde Kürt sorunuyla benzerlikler taşıyan İspanya'daki Bask, Katalonya, Galiçya sorunlarının nasıl bir çözüme kavuşturulduğunu, Bask bölgesinin bağımsızlığı için mücadele eden ETA ile İspanya hükümetleri arasında, ateşkes, silahsızlanma ve Bask sorununun çözümü konularında yapılan görüşmelerin nasıl başladığını, bu görüşmelere kimlerin arabuluculuk yaptığını ve Başbakan Zapatero'nun, ETA ile doğrudan görüşmeler yapılması konusunda Meclis'ten nasıl karar aldığını konuştuk. İspanya Meclisi'nden çıkarılan karar sonrası ateşkes ilan eden... Devamı

ETA ve ispanya özerkliği-1

2010-09-24 22:12:00

Kürt sorununda yepyeni bir döneme girilmiş durumda,bu süreçte artan tartışmalarda dikkat çeken nokta geçtiğimiz dönemlerde tabu olarak görülen konuların tartışılmaya başlanması,bu tartışmalarda hala devam eden statükocu düşüncenin izleri olsa bile olumlu bir yanının olduğu söylenebilir...Kürt önderlerinin dikkat çektiği ulus-devlet çıkmazı,ulus-devlet yapısının artık 21 yy da uygulanmasının beraberinde bir çok sorun getireceği tespiti oldukça yaygın olarak tartışılan konuların başında geliyor,Türk milletçiliği bu üst yapısını korumaya çalışsa bile bunu daha fazla sürdürülmesi pek olası görünmüyor,Kürtlerin istediği hakların temel insan hakları olması ve bunun dünyada çözüm örneklerinin olması Türkiye devletinin bu konuda çokta direnç gösteremeyeceğini gösteriyor...Bütün bu tartışmalara rağmen bölgede çok yoğun faaliyetlerde bulunan derin güçler,bu süreci mutlaka provake etmeye çalışcaktır,bunun en açık ve son örneği eylemsizlik döneminde hakkari de yapılan terörist saldırı,bu saldırının PKK tarafından yapılmış olduğu tezi oldukça kanıtlanamaz bir tezdir,PKK bu provakasyona alet olmadığını göstermek için eylemsizlik kararını belirsiz bir tarihe kadar uzattı,çözüm sürecinin kendini dayattığı bir dönemde derin güçlerin yine ortalığı karıştıracağını,bu barış sürecini engellemeye çalışacağını söyleyebiliriz,bu konuda barış ve demokrasi yanlısı bütün Türk ve Kürt aydınlarının üzerine düşen görevi çok ciddi bir sorumlulukla yerine getirmesi gerekiyor,AKP hükümeti bu sorunu çözmediği taktirde derin güçlerin etkisi altında çö... Devamı

Kürtleri Anlatan İlk Film: Zerê

2010-02-13 19:50:00

 Kürtleri, özellikle Kürt kadınlarını ve yaşamlarını ekranlara getiren ve ilk Kürt filmi olarak kabul edilen Zerê filmi 1926 yılında çekildi.   Film, Ermenistan Sineması’nın kurucusu kabul edilen Hamo Beknazaryan (1892-1965) tarafından çekilmiştir. Ermenistan’daki Kürt köylerinde çekimi yapılan filmin senaryosunu, Ermeni harfleri temelinde ilk Kürt alfabesini hazırlayan Hakob Gazaryan kaleme aldı. Kürtler arasında çok sevildiği için Lazo veya Apo diye adlandırılan yazarın Zerê’nin Kaderi adlı öyküsü filmin senaryosuna temel oluşturdu. Birçok ünlü Ermeni oyuncunun rol aldığı filmde; Zerê ve çoban Seydo arasında başlayan bir aşk ilişkisi ve bundan rahatsız olan köyün ağası Temur Bey etrafında gelişen olaylar anlatılır. Bundan yaklaşık olarak 80 yıl önce çekimi yapılan bu film, Kürtleri konu edinen ilk film olarak tarihe geçti. Hamo Beknazaryan 1968 yılında yayımlanan anılarında filmi çekmeye başlamadan önce Kürt kültürünü ve yaşam biçimini incelemek zorunda kaldığını belirtir. Beknazaryan ayrıca çekimlerde Kürtlerden sıcak bir ilgi ve büyük bir katkı gördüklerini belirtir.  Beknazaryan, Kürtlerin kapılarını sonuna kadar film ekibine açtığını söyleyerek, şunları kaydeder: “Kürtler çok misafirperver insanlar. Biz Elegez dağlarında ilk gittiğimiz sıralarda bize çok kıymet verdiler: Onlar misafirler için Allah’ın misafiri derlerdi. Ve onları öyle kabul etmeliyiz ki Allah’ın da gönlünü alalım derlerdi…”   Zerê adlı film, Elegez dağı eteklerindeki Kürt köylerinde çekilmiştir. Film, Zerê adlı bir Kürt kızının yaşam ve sevdasını anlatır... Devamı

33 kurşun şiiri-ahmed arif

2010-01-02 17:53:00

33 KURŞUN 1. Bu dağ Mengene dağıdır Tanyeri atanda Van'da Bu dağ Nemrut yavrusudur Tanyeri atanda Nemruda karşı Bir yanın çığ tutar, Kafkas ufkudur Bir yanın seccade Acem mülküdür Doruklarda buzulların salkımı Firari guvercinler su başlarında Ve karaca sürüsü Keklik takımı... Yiğitlik inkar gelinmez Teke tek doğüşte yenilmediler Bin yıllardan bu yan, bura uşağı Gel haberi nerden verek Turna sürüsü değil bu Gökte yıldız burcu değil Otuzüç kurşunlu yürek Otuzuç kan pınarı Akmaz Göl olmuş bu dağda... 2. Yokuşun dibinden bir tavşan kalktı Sırtı alaçakır Karnı sütbeyaz Garip, ikicanlı, bir dağ tavşanı Yüreği ağzında öyle zavallı Tövbeye getirir insanı Tenhaydı, tenhaydı vakitler Kusursuz, çırılçıplak bir şafaktı Baktı otuzüçten biri Karnında açlığın ağır boşluğu Saç, sakal bir karış Yakasında bit Baktı kolları vurulu Cehennem yurekli bir yiğit Bir garip tavşana Bir gerilere. Düştü nazlı filintası aklına Yastığı altında küsmüş Düştü, Harran ovasından getirdiği tay Perçemi mavi boncuklu Alnında akıtma Üç topuğu ak Eşkini hovarda, kıvrak Doru, seglavi kısrağı. Nasıl uçmuşlardı Hozat önünde! Şimdi, böyle çaresiz ve bağlı Böyle arkasında bir soğuk namlu Bulunmayaydı Sığınabilirdi yuceltilere... Bu dağlar, kardeş dağlar, kadrini bilir Evvel Allah bu eller utandırmaz adamı Yanan cigaranın külünü Güneşlerde çatal kıvılcımlanan Engereğin dilini İlk atımda uçuran Usta elleri... Bu gözler, bir kere bile faka basmadı Çığ bekleyen boğazların kıyametini Karlı, yumuşacık hıyanetini Uçurumların Önceden bilen gözleri... Çar... Devamı

33 kurşun olayı-2

2010-01-02 17:41:00

Bir 'Demir Adam'ın hikâyesi Muğlalı Lice'yi yaktı! 1990'lı yıllarda ilçe merkezi dahil çok sayıda köyü yakılan ve onlarca faili meçhul cinayete sahne olan Lice'nin kaderi, geçmişe dayanıyor. Lice'de 1990'larda görülen bu olaylar, Özalp'ta 33 Olayı'nın sorumlusu Muğlalı tarafından da 1927'de gerçekleştirilmişti... Dersim'de Koçuşağı Aşireti'ne yönelik katliam harekatıyla yıldızı iyice parlayan Mustafa Muğlalı, bir yıl sonra ise daha kapsamlı bir harekat için görevlendirildi. Koçuşağı Aşireti'ne yönelik uygulamaları 'güven verici' ve 'tatmin edici' bulunmuş olmalı ki, Şeyh Said İsyanı'yla başlatılan 'temizleme' harekatı da Muğlalı'ya emanet edilmişti. Dersim'deki 'görevinden' sonra Muğlalı'ya bu kez Haziran 1927'de Şeyh Said İsyanı'ndan geriye kalan aşiretlere yönelik harekatta görev verildi. Muğlalı'nın yeni görev bölgesi ise Muş'un güney kısımları, Bingöl, Genç, Kulp, Lice, Silvan, Piran, Hani, Gökdere, Cirbir, Palu ve Osmaniye'ye kadar uzanan alanı kapsıyordu. Bu bölgelerde Şeyh Said İsyanı'na katılan, ancak 'etkisiz' hale getirilemeyen aşiret reislerine ve bu aşiretlere mensup kişilere yönelik bir harekat yapılacaktı. Söz konusu harekat Genelkurmay kayıtlarında 'Bicar Tenkil Harekatı' olarak geçiyor. Bu harekat, 1925-1928 yılları arasında gerçekleştirilen ve sonraki yıllarda, özellikle Ağrı İsyanı ve Dersim Katliamı sonrasında sürdürülen 'tedip ve tenkil' harekatlarının bir parçası olarak değerlendirilebilir. 1925'te Şeyh Said İsyanı bastırıldıktan sonra başlatılan 'tedip ve tenkil' harekatları, sonraki yıllarda isyanın etkisini gösterdiği bütün b&... Devamı