6/12/2009 - babil kaynaklarında tufan
Enki ağzını açtı Ve yüce tanrılara dedi ki: Ayın yedisinde ve on beşinde Temizlenmek için yıkanmayı başlatıyorum Bir tanrı kurban edilsin! Böylece tanrılar onda yıkanıp arınacak Onun eti ve kanıyla Nintu kili karıştıracak, Böylece tanrı insan karışacak, Birlikte yoğrulacak, Geri kalan zamanda büyük davulu duyacağız! O tanrının etinde bir ruh vardır, Onun işaretleri yaşayanlarda çıkacaktı, Böylece bu ruhun varlığı unutulmayacaktır.
Tanrılar insanlığı yok etmeye karar verdiler. Enlil insanlar için şeytanca bir şey tasarladı.
Atrahasis efendisine diyor ki: "Bana rüyamın anlamını bildir! Bildir bana onun ne olduğunu!" Enki konuştu: "Sen yatak odanda iken,
seni gözlediğimi mi söylemek istiyorsun? Sana söyleyeceklerime dikkat et!" "Duvar dinle beni, Kamış duvar sözümü dinle! Evi bırak, bir tekne yap! Mallarını koru, hayatını kurtar! Yapacağın tekne...
Onun tavanı deniz derinliği gibi olsun, Öyle ki, güneş girmesin içine. Takımları sağlam olsun! Zift sağlam olmalı, onu güçlü yap! Sonra senin üzerine sağanak yağdıracağım, Kuşlardan rüzgar, balıklardan sel olacak."
O su saatini açtı, içini doldurdu.
Atrahasis bu emri aldı,
O yaşlıları kapıya topladı,
"Benim tanrım sizin tanrınızla uyuşamıyor, Enki ve Enlil birbiriyle devamlı kavgalılar, Beni ülkeden atıyorlar. Enki'ye daima saygılı olduğumdan Bunu o söyledi: Enlil'in toprağına asla ayağımı basmayacağım. Ben tanrım Enki ile yaşayacağım, Bana o söyledi."
Yaşlılar, marangozlar baltayı taşıdılar, Kamış işçileri kamışları getirdiler, Zengin adam zift getirdi, Fakir adam gereklileri getirdi.
Biri yer, biri içerken, İçeri girip çıkıyor, bir türlü oturamıyor, Kalbi kırık, içi yaralı, Havanın görünüşü değişiyor, Bulutlarda Adad gürlemeye başladı, Tanrılar gürültüyü duydular, Kapısını kapamak için zifti getirdi, Bu arada kapısını sürgüledi, Adad bulutlar arasından görülmüyor, Korkunç rüzgar yükseliyor, Bağlı ipi çözdü... Tufan geldi, Onun gücü insanların üstüne bir savaş gibi geldi, Kimse kimseyi göremedi, Bu felakette kimse kimseyi tanımadı, Tufan bir boğa gibi saldırdı, Rüzgar bir baykuşun uğuldaması gibi idi, Koyu karanlık kapladı ortalığı, Güneş yok olmuştu.
Yüce hanım Nintu, Üzüntü ile kıvranırken dudaklarını ısırıyordu.... Büyük tanrılar Anunaki'ler, Aç ve susuz oturuyorlardı... Tanrıça ağlayarak gördü onları, Tanrıların ebesi bilgin Mami: “Gün karanlık olarak büyüsün, Gün karanlığa dönsün! Tanrılar meclisinde, Nasıl onlarla birlikte bu kırıma karar verdim?! Enlil o kadar güçlü müydü ki, beni buna zorladı? Meydana getirdiklerime yardım edemedim, Onlar sinekler gibi öldü. Bana gelince: nasıl bu acının içine düştüm,
sessiz kaldım? Yaşamak için gerekliler bulunan bir ev gibi, Göğe mi çıkayım? Tanrı oğulları, emirleri tutanlar nereye gitti? Baş karar veren Anu nereye gitti? Akılsızca Tufan'ı getiren, Halkı aşağılayan, halka felaket veren?”
Nintu inleyerek: “ Yusufçukların yaptığı yol gibi denizi doldurdular (insan cesetleri), Tekneler gibi köşelere girdiler, Tekneler gibi suyun kıyılarını kapladılar, Onları gördüm, ağladım. Onlar için ağıt yaptım, Hislerimi tutamayarak ağladım.”
Nintu duygularını göstererek ağladı, Tanrılar onunla ülke için ağladılar, Koyunlar gibi dere yatağını doldurdular(tanrılar), Susuzluktan dudakları kurumuştu (tanrıların), Açlıktan kıvranıyorlardı, 7 gün 7 gece Tufan sürdü.
Tanrılar kokuyu fark ettiler, Kurbanın etrafına sinekler gibi üşüştüler, Kurbanı yedikten sonra, Nintu azarlamak için ayağa kalktı: "Bu kararı veren Anu nerede? Enlil kurban kokusunu duymadı mı? Mantıksız olarak Tufan'ı getiren, Halka bu kötü felaketi getiren, Aydınlık yüzleri kedere döndüren?"
“Boynumdaki mücevher gibi
(bunu söyleyen doğum tanrıçası Nintu), onu her gün sonsuza kadar hatırlayayım!” Kahraman Enlil tekneyi gördü, İgigi tanrılarına kızgınlıkla bakarak: "Bütün büyük Anuna tanrıları, Bir yemin yapmıştı. Bu felaketten bir adam nasıl kurtuldu?"
Anu konuşmaya başladı: Kahraman Enlil'e dedi ki: “Bunu Ea/Enki'den başka kim yapabilir? Kararı o açıkladı.” Enki konuştu, büyük tanrılara dedi ki: "Gerçekten onun sizin için yaptım, Ben yaşamın korunmasından sorumluyum."
Enlil konuştu: "Gel! Çağırın doğum tanrıçası Nintu'yu, Sizler toplantıda yok muydunuz? Enki konuştu: Ve doğum tanrıçası, Nintu'ya dedi ki:
“Sen doğum tanrıçası, kaderleri veren, Bütün insanlara ölümü sen getirdin!”
“Bundan sonra halk arasında üç kadın olsun! Halk arasında doğuran, doğurmayan kadın olsun! Halk arasında dişi cin olsun! O doğuran kadının kucağında bebeğini kaçırsın! Yüksek rahibe ve rahibeliği meydana getirsin! Onlara yasak olsun ve çocuk doğumu bitsin!”
“Nasıl bir Tufan yaptık?! Fakat bir adam kurtuldu bu felaketten, Sen, danışmanısın, Senin emrinle insanlar kurtuldu, İgigiler seni öven bu şarkıyı işitsin, Senin büyüklüğünü birbirlerine anlatsınlar, Tufan'ı bütün halka şarkı ile söyleyeceğim, Dinleyin
|